Hugo Pratt’ın En Gerçek Hayali: Corto Maltese

Semerkand Macerasından

Galileo Galilei’nin sonunda “ne yazık içinden kahraman çıkaramayan halklara” sözüne karşılık “ne yazık kahramanlara ihtiyaç duyan halklara” cevabı verilir. Bu cevabı pek sevip sahiplenmiştim, ta ki Corto Maltese ile tanışana kadar. O güne değin ne bir kahramanım vardı ne de hayranlık duyduğum biri. Hayranlık duyma sözü bile bende tuhaf bir tiksinti uyandırırdı; ne yalan söyleyeyim bir tür aşağılanmışlık duygusu. Bir kahramana ihtiyacım olmadığını sanıyorum ta ki Corto ile tanışana kadar. Corto ile tanışmam gerçek bir çizgi roman kütüphanesiyle tanışmamla eş zamanlıydı. Kütüphanesinde çizgi romana ciddi yer ayıran kısa boylu hülyalı bakışlı Parisli çocuk bir tarih düşkünüydü; karşılaştığımız her binanın tarihçesiyle ilgili birşeyleri vardı anlatacak. Sabaha karşı İrlandalıların barında yanımızda satranç oynayan iki adama bakarak Zweig’ın Satranç Oyuncuları kitabından söz etmeye başlayınca ciddiye almıştım onu ilk. Sonra Corto Maltese’in yolunun İttihat ve Terakki ile kesiştiği ve hatta Enver Bey’le selamlaştığı Semerkand macerasını elime tutuşturduğunda Hugo Pratt’ın tarihsel malzemesini nasıl kullandığını görünce Pratt’ı da ciddiye almaya karar verdim. Büyüklere de hayal kurma kapılarını açık tutan çizgi romancılardan biriydi Pratt. Büyük kitapçıların çizgi romanların bulunduğu bölümlerinde rafların dibine çökmüş, yanına yaslanmış, para yettiremedikleri çizgi romanları okuyanların arasına ben de karıştığımda hayal dünyasının birçok ülkesi gibi bu ülkenin sakinlerinin de daha çok ergenlik çağındaki erkekler olduğunu gördüm. Biz kadınların içine gömülü durduğumuz gerçeklikten kurtulup hayallerimizin peşinden gitmemiz zor olduğu için belki de; neyse bunu geçelim… Başka bir kıtadan buralı bir yazar Corto Maltese’in tüm maceralarını İngilizceden hediye edince Corto ile tanışmam tamamlandı. (Bir hocam, başkalarının tutkularının peşinden gitme demişti bana, başlangıçta çok doğru gelmişti bu söz ama şimdi düşünüyorum da başkalarının tutkularından ne çok şey öğrenmişim).
Corto tüm kuralları bilip hiçbirini tanımayan biridir herşeyden önce. Kadere, büyüye inanan bir mistiktir ama avucunun içinde talih çizgisini göremeyen falcı kadına gözlerini dikip bir bıçakla kendi kaderini kendi çiziverir eline. Bir çok çizgi roman kahramanı gibi yakışıklıdır ve keskin çizgileri vardır yüzünün. Corto bir kadına hiçbir şey vaat etmeyeceği için bu denli çekicidir; söylenenlerin zenginliği hiçbir zaman söylenmemişlerinkiyle başa çıkamaz. Hiç kimse hiçbir şey beklemeyen ve hiçbir şey vaat etmeyen bir erkek kadar çekici olamaz. Hugo Pratt kadınların ve erkeklerin birarada gönlünü almayı bilir; şapkasından paçasına kadar erotize edilmiş bir kahramandır Corto, kadınları yatağa atarken görülmeye ihtiyacı yoktur. Corto Maltese’in yoluna çıkan kadınlar güçlü ve özgündürler. Onu etkiler ama asla ele geçiremezler. Kimsenin kimseye ait olmadığı ama dostlukların güçlü olduğu bir dünyadır bu. Rasputin, Corto’nun düşmanıysa da aralarında hınzır bir anlaşma vardır. Kimseden tam olarak nefret etmeyiz bu dünyada, herkesi bir tarafından anlayıveririz bir an da olsa.

Corto ve Rasputin

Corto bir denizcidir; tıpkı ona esin kaynağı olan, Jack London’la yolları kesişmiş genç adam gibi. Her kahraman gibi ilelebet genç kalacaktır, ağzında sigarası uçuşan paltosuyla denize bakacaktır. Hep uzaklara gidecektir ve bizi hep peşinden sürükleyecektir. Hugo Pratt işte bu yüzden kendisi ölünce Corto’yu bir başkasının çizmeye devam etmesini vasiyet eder; Manara olabilir mesela. Enki Bilal’in renkler ve esintilerle dolu çizgi dünyasıyla karşılaştıranlar için, Pratt’ın Corto için yarattığı çizgiler başlangıçta basit görünebilir ama sırları sadeliklerindedir. Siyah beyaz ve sade çizgileri boşlukları hayal gücünüzle doldurmaya izin verir. Corto Maltese’in dünyasında herşey mümkündür: 2. Dünya Savaşı sırasında Venedik’te bir mason locasının toplantısına da düşebilir tepeden, 1. Dünya Savaşı öncesinde İttihat ve Terakki’nin gizli toplantısına da. Tavşan deliğinden düşen Alice gibi onun da karşılaşabileceği şeylerin tek sınırı hayal gücünün zenginliğidir.
Ülkesinde çizgiroman kültürü, küçük karton kapaklı, kötü baskılı, Amerikan Bağımsızlık Savaşı türevi öykülü (Kırmızı urbalı İngilizlere duyulan tiksinti dolu korkuyu unutabilir mi insan?), horgörülüp ebeveynlerce yasaklanan Tommiks-Teksas (ikisi hep birarada anılır) ile başlayıp sonra dergilerde Manara’dan arak öykülerle devam etmiş birisi olarak Corto Maltese (Hugo Pratt) bana çizgiromanı yeniden keşfettiren adamdır. Küçükken başka bir dilden Gaston, Spirou ve Tintin naiflikleriyle beni hep itmişlerdi. Belki çok fazla çocuk kalamayanlardan olduğum için. Üstelik hayal gücümün yasadışı sınırlarını zorlamaktan da uzaktılar.
Farklı paradigmaların birarada varolabileceğini bilmek ama hiçbirini kendi doğrusu olarak sahiplenmemek anlamında mistik ve anarşist bir denizcidir Corto Maltese. Her olasılığı yoklar, her kapıyı açar ama hiçbir yerde çakılı kalmaz. Tarih bilinciyle birleşmiş bir hayalgücünün kapılarını açar insana. Çocuk olmadan da hayal kurabileceğini gösterir. Hülyalı bakışlı Parisli çocuk “haydi bir hayalini söyle onu gerçekleştirmek için uğraşalım” demişti bir keresinde; uzun uzun yüzüne bakıp kendime sormuştum gerçekleştirmek istediğim bir hayalim var mı ki diye. Ne yazık gerçeğin çamurlu bataklığına saplanıp gözlerini çaresizlikle gökyüzüne dikenlere! Ne yazık gerçekleştirmek isteyecek hayalleri olmayanlara!
Nazlı Ökten
Altzine’in eski sayılarından
Advertisements
Leave a comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: