Foucault, Cinsellik Hayaleti ve Günümüzün Skandal Matematiği

Strauss-Kahn ve eski bir televizyon sunucusu olan karısı Anne Sinclair


21 Mayıs 2011 tarihli gazeteler, New York’ta kaldığı otelde, oda temizleyicisi kadına cinsel saldırıda bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine konan IMF eski başkanı Dominique Strauss-Kahn, bir milyon dolar kefalet bedeli, 24 saat ev hapsi ve elektronik kelepçeyle izlenmesi koşuluyla tahliye edilmesine rağmen uygun ev yada daire bulunamadığı için New York’ta, mezar’ lakaplı Rikers Adası’ndaki hapishane hücresinden salıverilemediğini yazıyorlardı. New York’ta birçok emlak kurumunun ev kiralamayı reddettiği Strauss-Kahn gazetelerden birinin deyişiyle “vebalı” muamelesi görüyordu . Ahmet İnsel, Strauss-Kahn vakasını, Clinton’un Monica Lewinsky ile başkanlık makamında yaşadığı cinsel macerayla herhangi bir benzerliği olmadığını belirtirttiği yazısında, olayın her gün dünyada binlerce kadının maruz kaldığı şiddetin bir devamı olarak sorgulanması gerektiğini belirtiyordu . Gerçekten de dünyanın farklı yerlerinde farklı sınıflardan ve kültürlerden kadınlar, farklı derecelerde de olsa özgürlüklerinin ya da esaretlerinin sınırlarını, bedenlerini nerede ne zaman ne şekilde bulundurmaları, konumlandırmaları, şekillendirmeleri, örtmeleri ya da sakınmaları gerektiğini öğrenerek koruyorlar. Hayır dediklerinde evet demediklerini, mini etek giydiklerinde tecavüze çağrı çıkarmadıklarını, gecenin o saatinde sokakta hangi nedenle bulunduklarını anlatıp duruyorlar mahkemelerde, telefonda, yetkililere, arkadaşlarına, ailelerine, medyaya. Bu işin bir veçhesi .

Cilinton ve Lewinsky "önce"


Peki ama Monica Lewinsky vakası ile Strauss-Kahn vakasının bir ortak yönü yok mu ? Türkiye siyaset sahnesini aylardır işgal eden kaset skandallarıyla basit bir eşzamanlılık ilişkisi dışında bir bağlantı kurmamız mümkün değil mi ? Peki ya Julian Assange’ın Wikileaks’in patlak vermesinin hemen ertesinde İsveç’te cinsel ilişkiye girdiği kadınlardan biriyle prezervatif kullanmadığı için hapsedilmesi ? Fransızların pop-filozofu Bernard Henry Lévy’nin blogunda dostu Strauss-Kahn’nı savunduğunu duyunca ilk aklıma gelen, Foucault’nun Cinselliğin Tarihi’ndeki tezlerinden yola çıkarak sabık IMF başkanını iktidarın cinsellik tertibatı içine sıkışmış bir kurban olarak sunmaya çalışacağı olmuştu. Heyhat Fransızların alaycı kısaltmasıyla BHL, arkadaşının böyle bir şeye ihtiyacı olmayan tatlı ve çekici bir insan olduğu babında lafı gevelemekten öteye gitmemiş . Bir de akıllara seza bir göndermeyle dostunun yoksulları şeytanileştiren sınıfsal bakış açısına simetriyle konumlandırdığı bir « zengindir o halde yapmıştır » kestirmeciliğine kurban gittiği üzerine sıkışmış sözler. Aceleden olsa gerek; şoku atlatınca daha derli toplu bir savunma üretecektir kuşkusuz! Peki Michel Foucault’nun cinselliği modern iktidar yapısının bir tertibatı [dispositif] olarak sunduğu Cinselliğin Tarihi’nin savı neydi hatırlayalım.
Tarihte hiçbir uygarlık cinsellik konusunda “bizimkisi” (Foucault çekincesizce Batı uygarlığını kastediyordu) kadar geveze olmamıştır derken bu gevezeliğin bir özgürleşmeye değil, insanları cinsellik aracılığıyla bireyleştiren ve kontrol eden bir sürecin son aşamasına tekabül ettiğini öne sürüyordu. Baskı varsayımı adını verdiği, cinsel özgürleşmenin geniş anlamda bir toplumsal özgürleşmeye karşılık geldiğini öne süren yaklaşımı kuşkuyla karşılarken aslında tam da cinselliği kontrol eden sürecin bir parçası olduğunu öne sürüyordu. Daha çok konuşmak, gün ışığına çıkarmak, itiraf etmek, ortaya çıkarmak, teşvik ediliyordu çünkü daha çok bilgi daha çok iktidar anlamına gelecekti. Bireylerin –bu kavramın tarihsel kuruluşunu unutmadan- toplumsal kontrolü içselleştirmeleri, daha etkin, daha etkili bir sonuç yaratacaktı. Modern iktidar, işleyiş biçimi gereği aydınlığı seviyordu: kendisi görünür olup tebasını karanlıkta bırakan egemenlik modeli, yerini iktidarın görünmez, öznenin görünür olduğu yeni bir modele bırakıyordu yavaş yavaş. “Uysal bedenleri” üreten disiplinlerin matrisi olarak insan bedenini bilimsel anlamda yaratan ve etrafında oluşturulacak tıbbi ya da hukuki her türden düzenlemeye meşruiyet ve dayanak sağlayan bilgi, iktidarın toplumsal gözeneklere nüfuz etmesini sağlıyordu. “Tamamen yeni bir icat, henüz ikiyüz yıl yaşında bile olmayan bir varlık” olarak insan, bilimsel bir nesne olarak kurulurken, cinsellik, bu nesnenin tanınması, anlaşılması ve kontrol edilmesi açısından ayrıcalıklı bir bilgi düzeneği oluşturuyordu. Bu anlamda Foucault’da cinsellik sadece toplumsallığın set çektiği bir dürtü değil, daha ziyade bir toplumsal kontrol odağı olarak karşımıza çıkar.
Cinselliğin Tarihi”nin yazım aşamasındayken Tokyo Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta genel anlamda Batı toplumlarında scientia sexualis, Doğu toplumlarında ise ars erotica’dan sözedilebileceğini hatırlatırken sorar: neden birinde bilim, diğerinde sanattır cinsellik? Batı uygarlığının, neden Doğu uygarlığı gibi hazzın çoğaltılması üzerinde durmak yerine, cinselliği bir bilme aracı olarak kullandığı sorusuna cevap vermeye çalıştığını belirtir. Bu sorunun cevaplarından biri “pastoral iktidar” adını verdiği yönetme biçimiyle ilgisini kurarken, rahip ile günah çıkaran mümin arasındaki ilişkinin, sürüsündeki koyunu tanıyan ve bilen çoban arasındaki ilişkiden yola çıkılarak anlaşılabileceğini söyler. Hıristiyan din adamı, sorumlu olduğu insan grubu hakkında bu yolla bilgi sahibi olacaktır. Karşı-reform sırasında cinsel hayat ve hatta rüyalar üzerinde daha çok duran Kilise, günah çıkarmayı, bir iktidar teknolojisinin parçalı olarak kullanacaktır. Psikanalizde cinselliğin merkezi rolüne başka bir gözle bakmaya olanak veren bu yorum, Hıristiyanlığın modern kültür üzerindeki etkilerini, dinsel bir inanç sisteminin içeriğinden ziyade, iktidar teknolojileri bağlamında ele almaktadır.

Cinselliğin Tarihi’nin ilk cildine geri dönersek, Foucault’ya göre modern dönemde esas mesele burjuvaların cinsellik aracılığıyla proleterleri kontrol altında tutması değildir. Burjuvazinin, sınıf bedeninin sınırlarını çizmek için aristokrasinin mavi kanı gibi bir aracı yoktur. Cinselliğin kontrolü ve genel anlamda bedensel hijyen, işte bu sınıfsal bedenin sınırlarını çizmeye yarar. Eşsiz ifadesiyle, burjuvazinin kanı cinsiyetidir. Giderek ağlarını toplumun bütününe yayan cinsellik tertibatı, bu konuda üretilen her türden bilgi ve pratikle birlikte kim olduğumuzu, hangi arzumuzun sağlıklı hangisinin sağlıksız olduğunu, toplumun işleyişi için iyi ve kötünün sınırlarını saptar. Özgürlük dedikleri kesin kuralların kalkmasıdır ama onların yerini bir hayalet alacaktır. Bir söyleşisinde cinselliğin hayaleti dolaşacak toplumsal ilişkilerin üzerinde diyordu. Gerçekten de bu hayalet bugün her yerde.
Siyasi skandallar üzerinde çalışan Ari Adut, On Scandal: Moral Disturbances in Society, Politics, and Art adlı kitabında skandalın işlevlerinden birinin de toplumsal normları pekiştirmek olduğunu öne sürüyor. Rüşvet skandallarının yerini alan cinsel skandalların hatırlattığı şeylerden biri de bu. Sadece devlette değil çokuluslu dev şirketlerde patlayan ENRON türünden skandallar, Amerikalılar’ın deyişiyle «çürük elmalar»ın temizlenmesi için bir fırsat sunuyordu. Suçlu bu çürük elmalardı, onlar temizlenince eskisinden iyi işleyecekti, kurum, bürokrasi, sistem, ne derseniz deyin adına. Cinsel skandalların paketlenme biçimi de benzer bir süreci hatırlatıyor: «oh olsun» diyor, rahatlıyor ve günlük hayatımıza devam ediyoruz. Yasanın sadece biz sıradan insanlar için değil, “nüfuzlu” kişiler için de işler ve geçerli olduğunu görmek, toplumsal bir adaletin varlığına inancımızı tazeliyor.

Dürüstlük elbette bir toplumun yöneticilerinden beklediği en büyük erdem. Eğer suçlama gerçekse muhtemelen bu Strauss-Kahn’ın ilk vakası değil. Örtbas edilmiş nice « kabahat » sahibi olmalı. Suçlamalar gerçek dışıysa daha 4 Nisan 2011 günü George Washington Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada dünya lideri olmak isteyen gençlere, zeka, erdem ve adalet vazeden eski IMF başkanı bir komploya kurban gidiyor. CSA Enstitüsü’nün araştırma sonuçları Strauss-Kahn’nın Sarkozy’yi son raundda %61’e %39 gibi bir oranla geçeceğini gösteriyordu. Tıpkı 2011 seçimleri öncesinde MHP’nin barajın altında kalması durumunda AKP’nin anayasayı tek başına değiştirmeye yetecek 367 milletvekili çıkarabileceği konusundaki iştah açıcı olasılık hesapları gibi. Herkesin kafasında aynı soru: evet bunu hep yapıyorlar peki biz bunu neden şimdi öğreniyoruz? Komplo teorilerine mi itibar etmeliydik ? Yoksa MHP’lileri ayrımcı eğilimleri, eski IMF Başkanı’nı başında bulunduğu kurumun yıllardır çalışan kesimlerin iflahını kesen politikaları nedeniyle çoktan siyasi menzilimizden çıkarmış mı olmalıydık? New York Sofitel’in lüks odası ya da çekyatlı garsoniyer, IMF’nin 10. Başkanı ya da MHP milletvekili ya da Obama’nın kusursuz aile hayatı; siyaset sahnesi bizi seyre çağırıyor. Çünkü gündelik siyaset her dönemde farklı biçimlerde de olsa her zaman “sahneleniyor”.

Nazlı Ökten

Yeni Dergi, Sayı:4, 2011

Advertisements
Previous Post
Leave a comment

3 Comments

  1. Foucault’nun kitaplarını aldım bunlar zamaman içinde okunacak.
    Kelimeler ve şeylerdeki söylem çözümleme hakkında belli belirsiz ışıklar yanmaya başladı galiba beynimdeki nöronlar arasında?!:)))
    Bu eksende Derrida’nın “La grammatologie” sini üçte bir oranında okudum metin ve söylem çözümleme açısından #çeviribilim -e ne der diye! Çabalıyorum, debeleniyorum disiplinin dışından biri olarak disiplilerarasılıktan el kol atmaya çalışıyorum FELSEFEL metinlere. :)))Ama inanılmaz zevk alıyorum. Bu mazoşizm fevkalede:)))
    Hürmetler #sayınnokten sizinle burada bulustugumuza inanamıyorum. alimarlı güney çeğinden sonra şimdi sıra size #dadanmak :)))) da sıra. Umarım sıkmam sizi. pis dünyadan kaçıp Bourdieuperverler cephesine sığınmaya çalışan bir “academicus”tan sevgilerle!!!

    Reply
    • Her zaman bekleriz. Foucault için en iyi başlangıç bana göre Deliligin Tarihi,Histoire de la Folie ya da Hapisanenin Doğuşu, Surveiller et Punir . Kelimeler ve Şeyler üslup olarak da içerik olarak da en zorudur bence.Derrida’nın iki küçük kitabının redaksiyonunu yapmıştım sahiden mazoşist eğilimler lazım:)

      Reply

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: