Piketty, Mülkiyetin Dayanılmaz Çekiciliği ve Arşivlerin Çalışkan Karıncaları

piketty-capital-21st-century

Sosyal bilimlerin yeni bir yıldızı var: Thomas Piketty. Öyle ki Guardian’daki bir yazı biraz alaycı bir şekilde şöyle başlıyor: Batı kapitalizminin çöküşünün filmi çekilirken Thomas Piketty’yi Colin Firth oynayacak. Öyle ki Bill Gates bile kitap hakkında bir blog yazısı yazıyor.  Servetin vergilendirmesi aracılığıyla “kapitalizmi kapitalistlerden kurtarmak gerektiğini”, küresel çapta ele alınması gereken eşitsizliğin kaynağının sermaye getirilerindeki artış hızının, büyüme hızından fazlalığı olduğunu savunan Piketty, tarafları çok olan büyük bir tartışmayı başlatmış durumda.

Sosyal bilimlerin yıldızı dedim çünkü Alain Badiou ile yaptığı bir söyleşide tarihçi mi yoksa iktisatçı mı olarak tanımlanması gerektiği konusundaki soruya artık bu ayrımlardan yeterince çektiğimizi ve sosyal bilim araştırmacısı olarak tanımlanmasının yeterli olduğunu söylüyor. Badiou’nun kitabı uzun uzun övdükten sonra “kitabınız epik ama sonuçları değil” eleştirisi üzerine ilerleyen kısa tartışmada Piketty solcuların vergiye yeterince önem vermediklerini ama verginin uzun vadede sermaye üzerinde çok önemli sonuçlar yaratabileceğini söylüyor. Piketty’ye yönelik sağdan ve soldan eleştirileri burada özetlemek gibi bir niyetim yok.  Yakınlarda Türkçe olarak da basılan kitap zaten henüz çevrilmeden de tartışılmaya başlamıştı, çeviriyle birlikte tartışmanın yeni boyutlar kazanacağı kesin. Kitabı eleştirenlerin de hemfikir olduğu, bu kadar ciddiye alınmasını sağlayan şey, dayandığı yüzyılı aşan muazzam ve erişime açık veri seti . Eski bir öğrencimin bu kitaba kaynaklık eden arşiv çalışmalarından birinde yer aldığını öğrenince deneyimini bizimle paylaşmasını istedim, sağolsun beni kırmadı. Aşağıda EHESS’de doktora öğrencisi ve PSE‘de araştırma asistanı olan Nazlı Temir’in gözlemlerini bulacaksınız. Bir kez daha, günümüzde sosyal bilimlerde bu ölçekte çalışmaları mümkün kılan verilerin ancak çok sayıda araştırmacının kolektif çabalarının ürünü olduğunu hatırlayarak. Amerikan medyasının aşağıdaki resimde bir örneğini gördüğünüz önce yıldızlaştır sonra maymun edersin stratejilerine rağmen.

Nazlı Ökten

imgres

Amerikan medyası araştırmacı falan dinlemez!

2012 yılından bu yana, Gilles Postal Vinay (Directeur de recherche au CNRS) ve Jean Laurent Rosenthal  (Division of Humanities and Social Sciences California Institute of Technology) tarafından yönetilen, Paris’teki gelir dağılımlarını ve eşitsizliğini konu edinen bir araştırmanın içinde görev almaktayım. Söz konusu araştırma, Thomas Piketty’nin gelir ve servet dağılımı üzerine yayınlamış olduğu 21. Yüzyılda Kapital (Capital in the 21st Century) adlı eserinde sözü geçen verilerin bir kısmını oluşturuyor.

Çalışmanın temel sorunsalı, servetin nasıl el değiştirdiği üzerine kurulmuştur. Araştırmamızın temel özelliği ise iki noktaya dayanmaktadır: Birincisi, uzun bir zaman dilimine dayanır, 19. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan dönemde gelir dağılımlarını inceler. İkincisi ise kırkı aşkın ülkede servetin nasıl el değiştirdiğine dair ampirik birçok veriye ulaşmaktadır. Başka bir deyişle “birey”i temel alarak, servetinin neler olduğu, nasıl dönüştüğü üzerine yapılmış ve hala devam etmekte olan tarihsel ve coğrafi açıdan bugüne dek yürütülmüş olan en kapsamlı çalışmadır diyebiliriz.

Ben bu çalışmanın Paris ayağında yer alıyorum. Paris Arşivleri’nde (Archives de Paris) kayıtlı 1942 yılında vefat etmiş kişilerin miras kayıtlarını inceliyorum. Arşivde çalışan diğer arkadaşlarımızla Paris’i oluşturan yirmi bölgenin (arrondissement) tümünde kayıt altına alınmış miraslara dair verilerin tamamını toplamaya çalışıyoruz. Bu arşiv çalışmasındaki amacımız, kişinin farklı zamanlarda ve parçalı kaydedilmiş mirasının tümüne ulaşıp nesiller arası nasıl aktarıldığını belirlemek. Ancak mirasın gerçek miktarına ulaşmak hiç de kolay değil. Bu nedenle birtakım yöntemlere başvuruyoruz.

Yöntem 

Yukarıda da bahsettiğim gibi arşivlerde yaptığımız bu çalışma, temelde araştırmanın mutfağını oluşturuyor.  Nicel (quantative) araştırma ile belirli arşiv belgelerini tarıyoruz. Ampirik verilere ulaşmak için ise birtakım yöntemlerin ya da terimlerin önceden öğrenilmesi gerekiyor. Verilerin nasıl kullanılacağına dair en önemli araçlar olan miras beyannamelerinin çeşitleri, vergilendirme yüzdeleri, miras paylaşımına dair hukuki terimler vs. gibi hukuk ve iktisada dair araştırmayı ilgilendiren esasları bilmek önemli. Bu nedenle ekip çalışanları öncelikle bir formasyondan geçiyorlar.

Bu formasyonla, mirasın sadece mülk veya nakitten ibaret olmadığını daha en başta gözlemliyoruz. Dolayısıyla tahvil, bono (action, obligation, etc) gibi değerli kağıtların da neye tekabül ettiğini bilmek gerekiyor. Bir örnekle açıklayacak olursak diyelim ki mülkü beyan edilmiş fakat içindeki mobilyaların değeri beyan edilmemiş bir durum söz konusu. Bu durumda mülkün %5’ini içindeki mobilyaların oluşturduğu varsayılır. Araştırmaya başlamadan önce öğrenilmesi gereken bir diğer esas, evlilik yoluyla elde edilen taşınmazların beyanına dair bilgilerdir. Kişiye evlilik öncesi ait olan servet evlilik sonrası, paylaşım ortak ise, servete dahildir; değil ise, yani kontrat halinde gelirin dışında bırakılmış ise, söz konusu kişilerin tabiiyetinin bulunduğu ülkenin Medeni Kanunu’na göre farklılık göstermektedir. Başka bir deyişle Paris’te yaşayan fakat başka bir ülkenin –diyelim ki İtalya’nın – Medeni Kanun’a göre evlenmiş bir çiftin miras işlemleri Fransız Medeni Kanunu’na uygun gerçekleşmez.

Çalışmamıza geri dönecek olursak toplamış olduğumuz veriler, belli bir veri tabanında, hata yapmaya olanak sağlamayan bir mekanizma içinde biriktiriliyor. Kullandığımız veri tabanı sistemi, servetin kime ait olduğundan, kime/kimlere ve ne kadar aktarıldığına, hangi bilgilerin kullanılıp hangilerinin araştırma açısından gerekli olmadığına karar verebilen; toplanan tüm bilgilerin aktarıldığı kendi içinde tutarlı bir mekanizmadan oluşur. Böylelikle gerekli verilerin hesaplanmasının zor olduğu durumlarda sonucun tutarsız olması imkânsızlaşıyor. Ayrıca ilk başta isimleri geçen Vinay ve Rosenthal gibi hocaların yapılan tüm işlemlerin üzerinden geçip teyit ettiğini de göz önünde bulunduracak olursak sonuçların oldukça güvenli olduğunu söyleyebiliriz.

Kısacası, miras kayıtlarının gelir dağılımındaki yerini belirleyebilmek için ayrıntılı verilere ulaşmak bu araştırmanın en temel amacı. Bunun için yukarıda kısaca belirttiğim, yöntemin sadece küçük bir parçasını oluşturan kuralların bütünü, bu ampirik çalışmanın temelini oluşturuyor. Öte yandan her araştırmada olduğu gibi bu araştırmada da birtakım zorluklarla karşılaşıyoruz.

Zorluklar

Temelde miras kayıtları ve vergilendirme sistemi üzerine kurulu bir ağı çözmeye çalışırken sıkça rakamların arasında kaybolup arşivin tozlu belgelerini inceliyoruz. Ancak fiziksel koşullardan öte en büyük zorluk sanırım el yazılarını okumak ve çözmek oluyor. 1940’lı yıllarda kayıt altına alınmış ve çoğu el yazması olan bu belgelerin deşifresi oldukça zaman alıyor. Ayrıca bazı beyannamelerin, hangi tip olduğunu çözmek, anlayabilmek yani sınıflandırmak da zaman zaman güç oluyor. Birlikte çalıştığımız hocaların uzmanlıkları sayesinde çoğu zaman bu sorunların üstesinden gelebiliyoruz. Ancak arşiv belgelerindeki tutanakların çeşitleri sıklıkla belgenin dış görünüşünden anlaşılsa da, kimi zaman kendisini saklayabiliyor. Dolayısıyla temel hukuk kuralları göz önünde bulundurulmadığında böyle bir belgenin yanlış kaydedilme olasılığı ortaya çıkmaktadır. Burada yine hocaların tecrübesi, belgenin kimliğini ortaya çıkartılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Tüm bunlara ek olarak, varislere kalan servetin hesaplanmasında yapılmış olan işlemlerin kimi zaman arşiv belgelerinde hatalı kaydedildiğine şahit oluyoruz. Bu durumda gerekli hesaplamalar ayrıntılı bir biçimde yapılarak kaydedilmelidir.

Sonuç olarak, araştırmaya mutfağından bakıldığında, ampirik verilerin önemi ve uzun vadede sağladığı analiz alanı yakından gözlenebilir. Sabırla ve hassasiyetle yürütülen bu çalışmada, içinde yer aldığım Paris ayağı sadece bir örnek teşkil edebilir. Aslında sadece Paris’te, 1942 yılında vefat eden kişilerin miras kayıtlarının hesaplanması bile yıllarca sürebilir. Bu çalışmanın uzun vadede oldukça çok veri, dolayısıyla da tutarlı bir analiz perspektifi sağlayan bir çalışma olduğuna inanıyorum. Buna kırktan fazla ülkeyi de ekleyecek olursak dünyadaki miras dağılımı ve eşitsizliğe dair önemli bilgiler elde edeceğiz.

Nazlı’dan kişisel izlenimlerine dair de bir cümle kurmasını istediğimde aşağıda okuyacağınız notu ve daha sonra da arşivde çektiği birkaç fotografı gönderdi.

Bu araştırmanın bir parçası olmak, sanki kocaman bir yapbozun ufacık bir karesini tamamlamaya çalışmak gibi, bir o kadar eğlenceli ve fakat meşakkatli. Ya da bazen kendimi uzun kuyruklar oluşturan, hiç durmadan çalışan karıncalara benzetirim, sanki bir adım öteye gidebilmek çok uzun ve zor gibi, ufuk hiçbir zaman görünmez, fakat sonuç ortaya çıktığında “oh be iyi ki emek vermişim dedirtir.

Nazlı Temir

Kasım 2014 Paris

pikettyarsiv

Sevgili Nazlı, bu not aynı zamanda size. Aralarından bu fotografı seçtim çünkü üzerindeki leke aynı zamanda bu kayıtları tutan memurun mürekkep hokkasına kimbilir neden çarpan kolunu, o gün dalgın ya da sinirli olup olmadığını, kayıtların ardındaki insanı sorgulatıyor bana.

Advertisements
%d bloggers like this: